atauniv-180
2009
14
May

Üniversite insan hayatında garip bir yere sahip sanırım herkesçe. Ama özellikle benim için çok daha değişiktir üniversite hayatı. Çoğu yerde zaman zaman hep bahsederim üniversitenin daha bana ilk dakikada gol attığını. Öyle ki ilk kimlik kartımı aldığımda üzerinde Süleymen Fahri KURT yazdığını görünce çok içerlemiştim. Hatta bu yazım hatasının üniversiteyle ilgili tüm evraklarımda aynen bu şekilde geçmesi yıkmıştır beni :) Tabi ki işin esprisi bunlar insanız sonuçta olabilir. Bunun düzeltilmesi için benimde gidip ilgili mercilere başvurmayışımda ayrı bir patavatsızlık örneği sanırım.

Bu samimi girişten sonra asıl konumuzla ilgili daha acımasız olacağımı baştan belirteyim. Efendim Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliğinde 3. sınıfı okumaktayım. Bizim derslerimizin yarısı teorik yarısı uygulama şeklinde programlanmış. Size bilimsel araştırma ortamı olarak kabul edilen üniversitede aslında hiçte bilimsel olmayan işlerin eleştirisini yapacağım. 3.sınıfa başladığımız 2008-2009 güz döneminde “BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ” isminde bir dersi mecburi olarak seçtik ve heyecanla derslere girmeye başladık. Öyle ki dersin adı çok çekici yani bir an kendime kaba tabirle “ulan harbi üniversite de işte şimdi bir şeyler öğreneceğim” dedim. Demez olaydım. Dersin ilk 3 haftası boş geçti. Burada şunu açıklamak isterim bu  3 haftanın boş geçmesinde hocamızın annesinin vefatıda büyük bir etkendi. Tabi ki üzücü bir olay bu konuda kesinlikle kimseyi yargılayamayız. Ama ondan sonra geri kalan bir dönem boyunca Bilimsel Araştırma adına ne öğrendik diye sorarsanız size anlatayım.

Sadece “bir tez yazılırken “içindekiler” kısmı nasıl yazılır” bunu öğrendik :) Komiklik devam ediyor. “İçindekiler kısmında başlıklar büyük yazılır. Alt başlıklar biraz içerden yazılır.” Bunları arkadaş efradı ile konuşurken ciddi üzüntüler yaşıyoruz. Üniversitelerde BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ adı altında, ilk okulda evrimini tamamlamış konuları işlemek ve bunları dinlemek zorunda bırakılmak aciz eğitim sistemine bir şamardır aslında. Eğitim alanı “Resim“olan bir fakültenin bölüm başkanının Alman Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olması zaten paradoksun başlayan ve bitmesi zor görünen en güzel örneğidir.

Süleyman Fahri KURT

Bir Cevap Yazın


*