2 / 1 - 2 arası

Konu: İlköğretimde Resim-iş dersi ilkeleri

  1. #1
    “ilköğretimde resim-iş dersi: bir değerlendirme...

    Haşim Nur Gürel

    İki buçuk ile 6 yaşları arasında olağanüstü resimler yapan çocuklarımızın, ilköğretim süreçlerinde resim dersleri ile tanıştıktan sonra, resimden soğumaları hep ilgimi çeken bir konudur. “Müzelerin Eğitim Bölümleri”, “Sanat Yapıtını Okumak” projeleri üzerine düşünürken bu konuyu- ayrıntılı olarak incelemenin herhangi bir eylem biçimi oluşturmadan yapılması gereken, öncelikli- bir iş olduğunu düşündüm. İlköğretim zorunlu olduğuna göre, tüm çocuklarımızın yaşam deneyimlerinin bir parçası olan bu “Resim-İş Dersi”nin Türk toplumunun görsel sanatlara yönelik ilgisi veya ilgisizliği konusunda hiç bir rol üstlenmediğini herhalde söyleyemeyiz... Bu konuyu düzenleyen yönetmeliğin giriş bölümünden bazı alıntılar- aşağıda; ve tebliğ metni içinde de ilginç bulduğum- bakış açılarını vurgulayan deyimleri, cümleleri de “bold” yaptım. Bu müdahale dışında yorumsuz- olarak, önce metni okuyucularımızla paylaşmak istiyorum (Yazımın son bölümünde ise konuyu toparlamaya yönelik birkaç değerlendirme olacak…):

    “İlköğretim Kurumları Resim-İş Dersi
    Öğretim Programı-Genel Amaçlar:
    1. Türk Milli Eğitiminin amaçları doğrultusunda- güzel sanatlarla ilgili bilgileri kazandırma.
    2. Sanatı görsel bir iletişim formu olarak kullanmada ve değerlendirmede güven ve yeterlilik kazanmaları için öğrencilerin görsel okur-yazarlığını sağlayabilme.
    3. Sanatsal yaratıcılığı geliştirebilme.
    4. Her alanda kullanılabilecek yaratıcı davranışlar geliştirebilme.
    5. Düşünceleri gerçekleştirebilmek ve sanat eserlerini üretebilmek amaciyla bireysel anlayiş ve teknik yeteneklerini geliştirebilme.
    6. Estetik duyguların geliştirilmesi yoluyla, sanat ve tasarımla ilgili olarak bilinçli estetik hükümler vermelerini sağlayabilme.
    7. Özgün düşünme, üretme ve deneme kapasitelerini geliştirebilme.
    8. Düzensizliklerden rahatsız olmasını ve çevresini güzelleştirmesini sağlayacak estetik kişilik kazandırabilme.
    9. Sanat yoluyla ifade imkanı vererek ruh sağlığına yardımcı olabilme.
    10. Öğrencilerin kendilerini ispatlamalarına ve kendilerini bulmalarına imkan tanıyabilme.
    11. Öğrencilerin hayatları boyunca sanat yapan üreticiler veya sanatı bilinçli izleyen tüketiciler olarak içinde yaşadıkları kültüre katkılarını sağlayabilme.
    12. Bireysel veya grup çalışmalarında sorumluluk ve işbirliği, dayanışma anlayışını; birbirleri arasında sevgi, saygı ve yardımlaşma gibi duy-gu ve davranışları geliştirebilme.
    13. Sanatın özgünlük olduğunu ve hayata olan katkısını kavrayabilme.
    14. Sanatsal yaratma hazzını duymasını ve sanatçıyı takdir etmesini sağlayabilme.
    15. Biçimsel anlatımla ilgili teknik bilgi ve beceriler kazandırabilme.
    16. Tasarıma yönelik hayal gücünü geliştirebilme.
    17. Tarihi ören yerlerini, anıtları, müzeleri, sanat- galerilerini, atölyelerini ve tasarım stüdyolarını tanıyarak, kültür ve tabiat varlıklarına sahip çıkabilme.

    Genel Açıklamalar
    1. Resim-İş Eğitiminin Gerekliliği
    İnsanın yaratıcı güçlerin(1)in ortaya çıkarılması ve estetik eğitimin uygulama alanlarından biri de Resim-İş dersidir.
    Resim-İş Eğitimi, genel eğitimin bütünü içerisinde düşünülmekle beraber, kendine özgü eğitim yasaları ve yöntemleri olan bir alandır. Öğrenciler bu derste algılanma(2), düşünme ve bedensel eylemlerinin de(3) katıldığı süreç içerisinde- kendilerini ifade ederler. Bu nedenle Resim-İş eğitimi sadece boş zamanların iyi değerlendirilmesi gibi süsleyici işlevi olan bir etkinlik değildir.-
    Gerçekleştirdigi endüstrileşme ile teknolojinin yarattigi yeni hayat biçiminin tutsagi olmak tehlikesi ile karşi karşiya olan çagimiz insani, gittikçe duyarliligini yitirme endişesi içindedir. Bu nedenle çagimizi sadece araç-gereç dünyasi olmaktan kurtarip, sanatla zenginleştirerek ve insani bir nitelige kavuşturmak bu egitimin temel- amacidir.
    Resim-İş dersleri sadece sanat eğitimi vermekle kalmaz, onların tüm gelişimlerine yardımcı- olur.
    Sanat yoluyla insanlar kişisel bütünlüge kavuşurlar ve dolayisiyla toplumsal bütünlük saglanmiş olur.

    2. Resim-İş Eğitiminin İlkeleri:
    İlk öğretimde uygulanacak Resim-İş eğitiminde belirlenen amaçlara ulaşılması için aşağıdaki ilkelerin gözönünde bulundurulması gerekir.
    Bunlar:
    a) Her çoğu(4)n yaratıcı olduğu unutulmamalıdır.
    b) Uygulamada bireysel farklılıklar gözönünde tutulmalıdır. Söz gelimi; çocukların gelişim basamakları açısından “izlenimci”, “yapıcı” ve “karışık” olmak üzere üç değişik grupta olabileceklerine dikkat edilmelidir. İzlenimci gruplar, nesneleri bir bütün olarak renk ya da leke ilişkileri içinde algılarlar. Örnek olarak; bir kuşu dış hatları ile çizgileri kesintiye uğratmaksızın çizerler. Yapıcı gruplar, nesneleri üç boyutlu hacimli olarak algılarlar. Parçaları birbirine ekleyerek, bütünü oluşturmayı tercih ederler. Karışık gruplar ise izlenimci ve yapıcı grup özelliklerini taşırlar.
    c) Uygulamalar sırasında iki veya üç boyutlu çalış-malara yer verilmelidir. Grup özelliği gösteren bireylerden oluşan bir sınıfta iki ve üç boyutlu çalışmalar dengeli bir şekilde yaptırıldığında, öğrencilerin yatkınlıklarına göre imkan tanınmış olur. Ayrıca çocuğun yapısına uygun gereci- ve alanı belirlemek için onların çeşitli gereçleri- denemelerine fırsat verilmelidir.
    d) Resim-İş dersi diğer derslerin sürekli uygulama- alanı olarak düşünülmemelidir. Resim-İş dersi “Bir ifade dersidir” sözünden “Çocuğun kendini- dışa vurması” anlamı çıkarılması gerekirken, bu genellikle, “Çocuğun başka derslerde öğrendiklerini resim dersinde çizgi ve renkle ya da üç boyutlu biçimlerle anlatması” olarak değerlendirilmektedir. Bu yüzden resim dersinin diğer derslerle ilgili araç ve gereçlerin yapımı,- onarımı gibi etkinlikler için ayrılmış zaman ola-rak düşünülmemesi gerekir.
    e) Dersler ilginç duruma getirilmelidir: konuyu verirken “Şunu ya da bunu yapin” yerine, olayı- ilginç bir dille anlatarak veya oyunlaştırarak öğrenciye yaşatmalı ve konuyla öğrenci arasında duygusal iletişim sağlanmalıdır.
    Seçilen konular çocuğun yaşına, ilgisine, hayal- gücüne, coşku dolu evrenine uygun olmalı, ayrı-ca çevresinde gelişen olayın güncelliğinden de yararlanılmalıdır. Gereçler konuya uydurularak seçilmelidir. Sözgelimi; bayram, panayır, eğlence, lunapark, vb. konular renkli çalış-malara- daha uygun olur.
    f) Zararlı etkenler(5)den kaçınılmalıdır: Özellikle ergenlik çağına giren çocuklar için, sanat değeri olmayan ve özgün tasarım örneği taşımayan- zevkten yoksun sinema afişleri, posterler, kartpostallar, reklamlar, çirkin tabelalar, niteliksiz- kitaplar ve dergi resimleri, estetik eğitimi açısından son derece zararlı unsurlardır. Bu yüzden ilgiyi dağıtırlar. Önlem olarak sanat eserleri ve özgün tasarım örnekleri ile nitelikli röprodüksiyon (tıpkı basım)ların kullanılmasına ve çocukların zararlı etkenlerden korunmasına dikkat edilir.
    g) Resim-İş eğitimi çocuğa göre olmalıdır: Kendini- evrenin merkezi olarak gören çocuk, bütün olayları kendi şiir dolu evreninde yaşayarak duyar, biçimlendirerek dile getirir. Çocuk yetişkin insanin küçültülmüş örnegi olarak görülmemelidir. Çocugun yaptiklarini, görülen ya da yaşanilan gerçeklerle karşilaştirmaktan özellikle kaçinilmalidir. Iyi niyetli ve bu alanda bilgisi yeterli olmayan yetişkinler, çocuklari kendi anlayişlari dogrultusunda çizmeye yönelterek zararli olmaktadirlar. Sözgelimi, çocuklar nesnelerin görünen doğal renklerini değil; kendine(6) göre güzel ve ilginç bulduğu(7) renkleri kullanırlar. Ağacı ya da gökyüzünü kırmızıya boyayan çocuğa “Ağaç kırmızı olur mu?” diyerek eleştirmek, onun şiirsel evrenini yıkarak kendi evrenimize çekmeye zorlamak doğru değildir. Bu durumda kendi evreni ile yetişkinlerin evreni arasında bocalayan çocuk özgüvenini yitirerek ya “Yapamıyorum, sen yapar mısın?” diye tutturacak ya da resim dersinden soğuyacaktır. Tüm bu zararlı etkenlere karşı alınacak en önemli önlem, çocukların kendilerine güvenmelerini sağlamaktır.
    h) Teorik bilgiler çalışmalar sırasında verilmelidir: Derslerde, kuru bilgiler vermekten kaçınılmalı, dersler sıkıcı olmaktan kurtarılmalıdır. Gerekli teorik bilgiler tanımlamalar biçiminde değil, yeri geldikçe uygulamalar sırasında sezdirilmelidir. Sözgelimi; renklerin anlatım imkanları ile renk uyumuna ilişkin bilgiler konu ve öykü içerisinde sezdirilebilir. Köy manzarası- konusu ile beyazın, deniz konusu ile mavinin, sis ve yağmur konusuyla grinin, çeşitlemeleri sezdirerek renk uyumu kavratılabilir.
    Değerlendirmede; gelişme süreci gözönünde- tutulmalı, çalışmaların sergilenmesine önem veril-melidir. Her çocuk yaptığı çalışmayı sergilenmiş görmekten haz duyar. Sanat eğitiminde değerlendirme; çocuğun çalışmaları tek tek değil, gelişme süreci de gözönüne alınarak yapılmalıdır.

    3. Çocuk Resimlerinde Gelişim Basamaklari:
    Amaca uygun bir Resim-İş eğitimi programı- uygulayabilmek için çocuğun gelişim süreçlerini bilmek gerekir. Her sağlıklı çocuk aynı gelişim basamaklarından geçer ama, değişik gelişim hızı gösterebilir. Çocukta başlıca resim basamakları şunlardır:
    a) Karalama basamağı.
    b) Akılcı gerçeklik basamağı.
    c) Görsel gerçeklik basamağı.
    a) Karalama basamağı; 1,5-2 yaşlarindaki hareket- ihtiyaçlarindan kaynaklanan amaçsiz karalamalar, çocugun “dillenme” dönemine rastlar. Çocugun yapi ve çizgi ile deneyim kazanmasi parmak kaslarinin gelişmesi, zihni ve algisal olgunlaşmasini tamamlayabilmesi bakimindan önem taşir. 3,5-4 yaşlarina kadar süren bu dönemde yetişkinlerin gerekli anlayişi göstererek çocuga yeterli çalişma ortami hazirlamalarinin sayisiz yararlari vardir. Çünkü çocuk, karalama- basamaginin sonlarina dogru, çevresindeki nesnelerin yapi özelliklerini keşfederek tanimaya ve çizgiyle anlatima dökmeye çalişir. Yani nesnenin ve rengiyle olan ilişkilerinin temellerini atar.
    b) Akılcı gerçeklik basamağı; 4-11 yaşlari arasindaki çocuk, yetişkinleri şaşirtan yüreklilik ve inançla resim yapar. Anlatımcıdır; gördüklerini değil bildiklerini yapar. Sözgelimi; resmini dışardan bakarak çizdiği evin, içerisinde ne varsa röntgen filmi gibi yansıtır. Bu durum, onun içerideki nesnelerin görünmeyeceğini bilmediğinden ya da dikkatsizliğinden değil, her şeyi bildigini kanitlama dürtüsünden kaynaklanir. Bu dönemde çocuk resimlerinde “taban çizgisi”, “düzleme”, “serpme”, “tamamlama” özellikleri dikkati çeker.
    Çocuğun sözlü anlatım gelişimi ile sıkı sıkıya ilişkisi olan bu evrede kendini dışa vurabilmesi- yönünden, biçimsel anlatımın önemli bir yeri vardır. Çocuk sözlü anlatım yetersizliğini biçimsel anlatımla tamamlamaya çalışır.
    c) Görsel gerçeklik basamağında çocuk, resimlerini parça parça oluşturmak yerine bir bütün olarak planlar. Önceki evrelerde biçimleri kağıdın yüzeyine yan yana, bitişik düzende sıralarken, bu evrede önden arkaya bir perspektif içerisinde yerleştirme düşüncesine sahip olur.
    Görsel gerçekçilik basamağında, çocuk resimlerindeki saf yürek özelliklerin yerini, yetişkinlere özgü gözleme dayanan ölçütler almaya başlar. Çocuk yaptıklarını doğadakilerle karşılaştırır. Benzemediğini görünce umutsuzluğa düşebilir. Bu umutsuzluk ya da güvensizlik doğayı gerçekçi olarak yansıtamamaktan kaynaklanır.
    Sanata ilgi, sanat eserlerine hayranlıkla başlar. Bu dönemde, sanatın bir doğa ürünü değil,- insan düşüncesinin ve duyarlılığın( ürünü olduğu,- içtenliğin gerçekten daha önce geldiğinin ön bilinci verilmeye çalışılmalıdır. Bu da sanat eserlerini ve sanatçıları tanımakla gerçekleşebilir.
    11 yaşinda başlayan ve ergenlik öncesi dönem olarak niteledigimiz bu çagda çocuk ruhsal bunalima düşerek yaratici etkinliklerden soguyabilir. Bu dönemde çocuğu içinde bulunduğu buna-lımdan kurtarmak ve yaratıcı çalışmalara yöneltmek için önlemler almak gerekir. İsteksiz görünen- bu dönem çocuğun çalışmalarını eleştirmekten çok yüreklendirici tutum içerisine girmek, otoriter davranmamak gerekir.
    Karşi cinse ilgisi ve arkadaşlik baglarinin arttigi bu dönemde grup çalişmalarina yer verilmesi gerekir.
    Bu dönemde, imgeleme dayalı konular, yumuşak taş, alçı, kil, kutu vb. artık gereçlerle heykel çalışmaları ve mekanik araç-gereç gibi etkinlikler oluşturabilir.
    İlk okul ve ortaokul dönemlerinde çocuklar renk konusunda özgür bırakılmalı, güdümlemeden- kaçınılmalıdır. Canlı renklere ilgi duyan çocukların coşku dolu dünyaları bilimsel anlamdaki “armoni” bilgileriyle doldurularak yetişkinlerin kopyası olmaya zorlanmamalıdır.
    Özenli, bilgili ve deneyimli bir öğretmen için çocuk resimleri onların duyguları ve aile yaşamlarına ilişkin sorunları konusunda ipuçları verir.

    4. Resim-İş Eğitiminde Eğitim Durumları:
    Resim-İş kavramı, iki ve üç boyutlu çalışmaları içeren bir kavramdır. İki boyutlu çalışmalar; resimle ilgili çalışmaları, üç boyutlu çalışmalar da, heykel, kabartma, tasarım çalışmalarını anlatır. Resim-İş’teki iş, üç boyutlu çalışmaları yansıtır. Bu kavramın iş eğitimi ve iş eğitimin-deki iş kavramı ile anlam olarak ilişkisi yoktur.
    Sanat eğitimcilerine göre, yaratıcılığa dayanmayan hiç bir çalışma Resim-İş eğitimiyle aynı anlamı taşıyan sanat eğitimi etkinliği sayılmaz. Sözgelimi, çocuğun hazır bir modeli aynı biçimde- yeniden yapması yaratıcılık değildir.

    Resim-İş Eğitiminin Kapsamı:
    Resim-İş eğitimine temel oluşturan başlıca alanları şöyle belirleyebiliriz:
    A) İki boyutlu çalışmalar (Çizgisel ve Renkli)
    B) Üç boyutlu çalışmalar (Modelaj, Heykel, Tasarım)
    C) Eser incelemeleri.

    A) İki boyutlu çalışmalar:
    a) Çizgisel çalışmalara, çocuğun yaşına, çevre imkanlarına ve gelişim düzeyine göre her sınıfta yer verilmelidir. Bu çalışmalar için yumuşak kurşun kalemler, grafik(9) çubuklar, füzen, mum ve pastel kalemler, renkli tebeşirler, kazima uçlari vb. araçlar kullanilabilir.
    Ayrıca baskı tekniklerinden de yararlanarak çizgisel çalışmalar yaptırılabilir.
    Ancak çizgisel çalışmaların ağırlığını baskı teknikleri değil, çizmeye dayanan(10) teknikler oluşturmalidir.
    b) Renkli çalışmalar, gerek ruhsal evrenin dışa vurulması ve yaratıcılığın ortaya çıkması, gerekse derslerde çeşitliliğin sağlanması ve çocu-ğun ilgisini canlı tutması için, renkli çalışmalar- dersin vazgeçilmez etkinliklerini oluşturur.
    B) Üç boyutlu çalışmalar: Çocuk nesneleri, tanıdığı oranda onları üç boyut içerisinde algılar.
    a) Modelaj ve heykel çalışmaları: Yoğrulabilen kil, plastilin, tuz seramiği, kağıt hamuru gibi gereçlerle yapılır.
    b) Tasarım çalışmaları: Tasarım çalışmaları deyince, çocukların seviyelerine göre, park, bahçe, anıt, çevre düzenlenmesi anlamındaki tasarımlardan oyuncak tasarımına kadar, çocukların yaratıcı güçlerini ortaya dökebildikleri her türlü işe yarayan özgün etkinlikler akla gelmelidir.
    C) Eser incelemeleri: İlk öğretim döneminde, öğrencilerin ilgisine, seviyesine ve çevre imkanlarına göre; müzelerden, sergilerden ve öteki sanat etkinliklerinden yararlanabilmesi sağlanmalı. En azından her sınıfta yerli ve yabancı, önemli bir kaç sanatçının çocuklarca ilginç bulunabilecek birer eseri tanıtılmalıdır. Bu konuda kitaplardan, röprodüksiyonlardan (tıpkı basım), saydamlardan, kartpostallardan, afişlerden, film ve video bantlardan yararlanılabilir.
    NOT: Bu tür kaynaklar, illlerde bulunan Eğitim Araçları Merkezlerinden sağlanabilir.

    İlk öğretim okullarında uygulanabilecek eğitim durumları, çocukların gelişim süreçleri paralelinde sınıf seviyesine göre olmalıdır. Birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarda genellikle çocuğun yakın çevresiyle ilgili somut olaylara ve nesnelere,- çocuksu düşünce öğelerinin de karşılaştırıldığı konulara yer verilmesi uygun olur. Sözgelimi; okul, aile, ev ve hayvanların hayatıyla (masallardan, fable) ilgili durumları, eğlenceleri, bayramları, masalları ve oyunları çocuğun düşsel evrenine uygun öğelerle zenginleştirerek çocuklara ilginç gelecek konular şeklinde verilebilir. Örnek olarak okulumuz, evimiz, ailemiz, evimizdeki hayvanlar, mevsimler, çevremiz, bayramlar ve eğlenceler, uçurtmalar, öyküler, masallar, bilim- ve teknik evreni, robotlar, uzay araçları, kazalar,- savaş, barış, açlık, vb. konular.
    Çocukların duygularının nefret ve aşırı sevgi arasında gidip geldiği bu dönemde ityilik ve kötülük kavramlarını içeren konulara yer verilebilir.- Ancak konular erdemliliğin egemenliği ile sonuçlanan öyküler biçiminde düzenlenmelidir. İlk öğretim okullarından 4. ve 5. Sınıflarındaki öğrencilerde realist bir anlayışın geliştiği görülür. Özellikle nesneleri kendi renkleri ile görüp boyamaya başlamışlardır. Görsellik tutkusunu sürdürürken, bir yandan da öğrendikleri bilgileri çalışmalarına- aktarırlar. Gördüğü nesnelerin doğruluğunu saptama amacı ile zaman zaman “Acaba yanlış mı yaparım” korkusu ve çekingenliği sezilir. Bu nedenle doğrudan doğruya, doğaya bakarak ya da canlı modelden, ölü doğadan, çalışma yaptırılmamalıdır. Soyut biçimlere dayanan üç boyutlu çalışmalar ve tasarım çalışmaları yaratıcılığa yönlendirmek açısından önemlidir. Konular çocuk bahçeleri, parklar, konutlar, toplu konutlar, sosyal- tesislerle ilgili tasarımlar grup çalışması olarak ele alınabilir. İnsan ve hayvanların belirgin özelliklerine göre yönelik heykel çalışmaları vb. gibi.
    Yaşadigimiz çevreden örnekler: Yarışmalar, istasyon, otogar, liman, taşıt araçları, lunapark, çocuk bahçeleri, pazarda alış-veriş.
    Tabiatta hayat: Kardan adam, kış oyunları ve sporları, tarkada hayat, yaz tatili yaşantıları; denizde, yaylada, ormanda, kampta gezi anıları vb. gibi.
    Bayram ve şenlikler: Tebrik kartları, masklar, kuklalar, sahne düzeni ve dekorlar, Atatürk köşesi için Ata’nın hayatı ile ilgili resimler, kabartmalar vb. gibi.
    Uzak çevre ve geçmişle ilgili konular: Başka ülkelerdeki ve geçmişteki insanlarin yaşamlari,- efsaneler, serüven gezileri, tarihsel yapitlar ve anitlarla ilgili öyküler.
    Bilim ve teknik evreni: Çağımızın ilginç olayları, uzay yolculukları ve yaşantıları, uzay araçları, modern yaşamın gerektirdiği taşıt ve kullanım araçları. Çağın insanının ihtiyaçlarına uygun kentler, parklar, oyun alanları gibi.
    Sanatçıları tanıma: 6., 7. ve 8. Sınıfları kapsayan gerçekçi anlatım basamağı olarak nitelenen bu yaşlarda çocuklar tüm nesneleri ayrıntıları ile görmeye çalışırlar. Bu nedenle resimlerinde ayrıntıları gösterme çabaları sezilir. Resim- konularında kız, erkek gibi cinsiyet farklılıkları dikkati çeker. Özgür olma duygularını kişiliklerini bulma yolunda yeni heveslerle yaratıcılıklarını dolaylı biçimde ve olumlu ölçüde yansıtırlar. Konular bu özelliklerine uygun olarak seçilmelidir. Bu çağda öğrenciler bazen çocuk gibi bazen de yetişkin gibi hareket ettiklerinden, çalışmalarında belli ve değişmez bir karakter ve nitelik beklenmemelidir. Bu konuda sert eleştiriler ve zorlamalar, kendisine ve çalışmasına olan güvenini kaybetmesine sebep olabilir. Bu dönemde öğrencilere, anlayabilecekleri seviyedeki röprodüksiyonlardan (tıpkı basım) bol bol örnekler göstererek, karşılıklı konuşmalarla bunların incelenmesine zaman ayırılmalıdır. Sanat eserlerindeki bütünlüğün nasıl elde edilmiş olduğu anlatılıp gösterilmelidir. Çocuklara gösterilecek röprodüksiyonları bir sıra içerisinde, bazılarına öncelik vererek- göstermek gerekir. Burada ölçüt, kolay anlaşılıp yorumlanabilecekten başlanarak zor anlaşılır olanlara doğru sıralanabilir.

    5. Çalışma Ortamı:
    Çocuğun kendini rahat ve özgür hissedeceği- bir çalışma ortamı bulması, yaratıcılık açısından önem taşır. Bunun için en uygun mekan içerisinde- sıra yerine, masaların bulunduğu ayrıca araç-gereç dolapları ile kil sandıklarının yer aldığı, özenle düzenlenmiş, temiz ve bol ışıklı atölyedir.
    Çalışmalarda artık gereçlerden etkili biçimde yararlanılır. Öğrenciler her tür gereçleri toplayıp kullanabilirler. Örnek olarak, gazete, paket,- şeker ve kese kağıtları, mukavvalar vb. Marangoz- atölyesindeki artıklar, yanık kibrit çöpleri, dal parçaları, çıtalar vb. her türlü kutular. Doğal gereçler: Çekirdekler, ağaç kabukları, kozalaklar, tavuk tüyleri, kemikler, vb. Metaller: Şişe kapakları, teller, tüpler vb. Plastikler: Temiz olmak koşuluyla her türlü plastik gereçler.”(11)

    Tebliğe yönelik ilk değerlendirme, fazla yüklü ve çelişen amaçlarla doldurtulmuş ve kapsamı içerisinde ulaşılması olanaksız hedefler konulmuş bir programı içerdiğidir. Normal sınıf mekanlarının ve sınıf öğretmenlerinin sağlanmasında- yetersiz kalınılan bir ortamda, bu denli karmaşık,- yanlış ve demode düşünceleri de içeren bir ders programını yorumlayıp çağdaşlaştırıp uygulayabilecek çok sayıda yetkin resim öğretmenine sahip- olmadığımızı düşünmekteyim.
    Geçenlerde Ümraniye taraflarında oturan, bir arkadaşımın 8 yaşındaki kızının resimlerine bakarken, bir resme ilişkin bir soruya, “Bunu öğretmen tahtaya çizdi, biz de aynısını çizdik” yanıtını vermesi; annesinin de “Zaten sözünü ettiği resim öğretmeni değil, sınıf öğretmenlerinden birisi..” diyerek, okulu savunmayı amaçlarken durumun vahametini daha da arttıran bir katkıda bulunması, yukarıdaki düşüncelerimi desteklemekte…
    Resim-İş dersinin aşağıdaki ana ilkeler doğrultusunda yenilenmesi gerektiğini düşünüyorum:
    1- Görsel sanatların insanın en eski anlatım biçi-mi olduğunu ve bu dilin çağlar boyunca uygar-lığın diğer alanlarındaki değişimlerin etkisi ile nasıl değiştiğini ve geliştiğini göstermek.
    2- Bu alanların dönüm noktalarına ivme vermiş en önemli kimliklerini tanıtmak.
    3- Öğrencilere ucuz, leke yapmayan ve kullanılması kolay malzemelerle bu alanlarda ilk dene-melerini yaptırarak, sınırlı olanaklarla ne denli farklılıklara ulaşabileceklerini göstermek.
    4- Öğrencilere müzeleri, sanat galerilerini gezdirerek görsel belleklerinin, imge, renk armonisi ve kompozisyon bilgisi gibi konularda birikim sahibi olmaya başlamalarını sağlamak.
    5- Bu alanlarda özgün anlamda bir yaratıcılığın kolay kolay erişilecek bir şey olmadığının bilinci içerisinde, öğrencilere daha çok sanat yapıtlarını algılama ve bu yeni dilin anlatım araçlarının özelliklerini tanıtmak üzerinde durulmalıdır. Hakikaten özel yeteneklere sahip bir öğrenci söz konusu olduğunda ise, bu çocuklarla ayrı ayrı ilgilenilmesi veya ilgilenebi-lecek kurumlara yönlendirilmesi düşünülmelidir.
    6- Bu konulardaki bilgilenmenin, geliştirilecek “görme yetisi”nin ergenlik çaginda ve öncesinde iletişim alanlari da açacagi, gençler arasindaki sosyal ortamin niteligini yükseltecegi de gözden uzak tutulmamalidir.
    7- Her türlü görsel olayı tartışabilecek estetik bir alt yapı kazanmış toplum bireylerinin çok daha bilinçli, örneğin beyin yıkayan her türlü görsel- ve düşünsel saldırıya dirençli tüketiciler olacakları kuşkusuzdur.
    8- Öğrencilere konu yoğun, ideloloji yoğun resim ödevleri yerine kurşun kalem, füzen, pastel, suluboya veya guaj, kağıtla kolaj gibi en temel- resim malzemelerinin olanaklarını tanımaları ve kendilerini özgür olarak soyutlama da dahil- her tür konu ile ifade edebilmelerine olanak sağlanmalıdır.
    9- Üç boyutlu çalışmalar okulun bu konuda yeterli olanakları da olsa daha sınırlı ölçekte tutulmalı, bu alanda yetenek sahibi kimlikler özel eğitim kurumlarına yönlendirilmelidir.
    10- Özet olarak, son derece yetersiz olanaklara rağmen her öğrencide birer dahi keşfetmeyi amaçlamak yerine, öğrencilere bu çok önemli görsel- dilin kapıları aralanmalı ve kapıyı açıp merdi-venleri tırmanmak isteyenlere rehberlik hizmeti sağlanmalıdır.
    2000 yılı yazılarımın bazılarında bu alana geri dönerek, eğitim sistemleri gelişmiş olanakları çok daha fazla başka ülkelerde de aynı alanlarda benzeri sorunların yaşandığını ve çözüm arayışları olduğunu göstermeye çalışacağım. Bu tarz girişimlerin deneyimlerinden de yararlana-rak- “Resim-İş” derslerimizi düzenleyen ilkelerin yeniden düzenlenmesinin tartışılmasına öncelikle başlanmalıdır.
    Bu konuda kendilerinin, çocuklarının, yakınlarının yaşadığı ilginç olayların dergimiz aracılığı ile paylaşılmasının önemli yararlar sağlayacağını düşünmekteyim. Yazımın başında dile getirdiğim, “İlköğretimimizde Resim-İş dersi neden çocuklarımızın görsellik duygularını geliştirememektedir ve hatta onu geriletmektedir?” sorusuna yönelik lehteki ve aleyhteki görüşlerinizi içeren yazilarinizi bekliyorum…
    2000’li yılların “Genç Sanat”ını varedebilmek için, çocuklarımızın görsel eğitiminin bu ilk aşamasının tartışılması gerektiğini düşünüyorum…


    (1) “güçlerinin” olmalı…
    (1) “algılama” olmalı…
    (2) “eylemlerinin de” olmalı…
    (3) “çocuğu” olmalı…
    (4) “etkenlerden” olmalı…
    (5) “kendilerine” olmalı…
    (6) “buldukları” olmalı…
    (7) “duyarlılığının” olmalı…
    (8) "grafit” olmalı…
    (9) “dayalı” olmalı..
    (10) TALİM VE TERBİYE KURULU BAŞKANLIĞINDAN, SAYI: 287, Tarih: 11.9.1992
    Talim ve Terbiye Kurulu Başkanligi bünyesinde 25.7.1991 tarih ve 3786 sayili onay ile oluşturulan Resim Dersi Ögretim Programlarini Geliştirme Özel Ihtisas- Komisyonunca hazirlanip, Kurulumuzca görüşülerek uygun bulunan Ilkögretim- “Resim-Iş Ögretim Programi”nin 1992-1993 ögretim yilindan itibaren denenip- geliştirilmek üzere bagli örnegine göre kabulü;
    Halen uygulanmakta olan ilkokul, ortaokul Resim-İş dersleri öğretim programlarının yürürlükten kaldırılması hususlarının Bakan’a arzı kararlaştırıldı.
    UYGUNDUR
    10/9/1992
    Köksal Toptan
    Milli Eğitim Bakanı

  2. #2
    paylaşım için teşekkür ederem ama bunun tam kaynakçası yokmu varsa yazarsanız çok sevinirim