5 / 1 - 5 arası

Konu: Go Oyunu Nedir? Nasıl Oynanır? Kuralları ve Tarihçe...

  1. #1
    Üyelik T.
    08-2006
    Mesaj
    1.773
    Blog Yazıları
    40
    Anlatmaya başlamadan önce şunu söyleyeyim Türkiye'de "Go" oyunu 23. yaşına girdi. İlk Go oyuncularımız ise 1988'de ODTÜ'de okuyan Alpar Kılınç (25 Aralık 1969 ERZURUM doğumlu) ve Mehmet Dardeniz'dir.

    GO Nedir?

    Go, belki de tahta üzerinde oynanan dünyanın en eski oyunudur. Kurallar çok basittir ve birkaç dakika içinde öğrenilebilir. Fakat bu kurallar sayısız, büyüleyici hamle dizilişlerini ve zekice manevraları ortaya çıkarır. Oynamayı öğrenmek kolaydır, ama iyi oynamayı öğrenmek çok fazla çalışma ve deneyim gerektirir. Özellikle yeni başlarken öğrenmenin en iyi yolu, mümkün olduğu kadar çok oyun oynamak ve çeşitli şekil kalıplarını tanımaktır.

    Dünyada birçok Go sever için Go, eğlenceli bir hobiden çok daha fazlasıdır. Çok eski zamanlarda Go bir savaş sanatı olarak görülmekteydi ve Japonya, Kore, Çin'deki savaşçıların eğitiminin bir parçasını oluşturmaktaydı. Aynı zamanda hattatlık, müzik ve resimin yanında Go, hem erkekler hem de kadınlar için klasik eğitimin de bir unsuru olmaktaydı. Günümüzde Asya ve dünyanın dört bir yanında milyonlarca Go sever bulunmaktadır. En iyi oyuncular profesyonel liglere katılmakta ve böylece şampiyonluk, turnuva ve unvan maçları televizyona geniş bir izleyici kitlesi çekmektedir. İnternetin kullanılmaya başlamasıyla beraber dünyanın her yerindeki amatörler birbirleriyle kendi evlerinden çıkmadan bile oynayabilmekte ve profesyonel oyuncuların maçlarını izleyebilmektedirler.
    Go Oyunu 19x19 tahta

    Go bir alan oyunudur. 19×19’luk bir tahtada 181 siyah ve 180 beyaz taşla oynanır (oyun sırasında bu taşların hepsi kullanılmayabilir). Yeni başlayanlar oyunu öğrenmek için 9×9’luk, temel teknikleri ve mantığı kavramak için de 13×13’lük tahtalarda ısınabilirler. Oyuna siyah başlar, oyuncular sırayla tahtadaki yatay ve dikey çizgilerin kesişim noktalarına taş koyar (Go’da kendine özgü bir taş tutuşu vardır: taşlar ikinci parmak ile üçüncü parmağın uçları arasında -ikinci parmak altta, üçüncü parmak üstte olacak şekilde- tutulur ve tahtaya bu şekilde konur). Tahtaya konan taşlar hareket etmez, esir alınıp tahtadan kaldırılmaları dışında konuldukları yerde kalırlar. Taşların arasında herhangi bir hiyerarşi bulunmaz, bütün taşlar eş değerdedir; sadece oyun sırasında bazı taşların daha önemli ya da önemsiz bir konuma gelmesi (yani mutlak surette korunması ya da rahatlıkla feda edilebilmesi) sözkonusudur. Oyunun amacı alan çevirmektir. Oyuncular bir yandan kendi alanlarını genişletmeye, bir yandan da rakibin alanlarını bozmaya çalışır. Taş grupları arasında yaşanan savaşların ardından, iki taraf da alanları kesinleşip tahtada alınacak daha fazla puan olmadığına kanaat getirerek pas geçince oyun sona erer. Oyun sırasında alınan esir taşlar rakibin alanlarına yerleştirilir, geriye kalan boş noktalar sayılarak galip belirlenir.

    Go son derece basit birkaç kurala dayanır, fakat herhalde dünyanın en karmaşık, en zor oyunudur. Karşılaştırmak gerekirse, günümüzde dünya şampiyonu bir satranççıyı yenebilecek bilgisayar programları yazılabilmişken; amatör 1. dan seviyesinde oynayabilecek bir program yazabilene 1 milyon dolar ödül vadedilmiştir. Burada satrancın 8×8’lik bir tahtada, go’nun ise bunun dört katı büyüklükteki bir tahtada oynandığı için daha karmaşık olduğu gibi düz mantık bir yaklaşım akla gelebilir; fakat içine girildiğinde görülebileceği gibi go strateji, çok ince taktik savaşları ve en önemlisi de oyuncuların ruhsal gelişimlerinin birbirine harmanlandığı, matematiğin yanısıra şiirin de aynı derecede rol oynadığı bir ‘ruh terbiyesi’ oyunudur. Go, Japon ve Çin kültüründeki pek çok diğer unsur gibi ( taichi, döğüş sanatları, ikebana vs.) kişinin kendini eğiterek ‘ben’ini anlamasında, aşmasında ve ‘gerçek’leri kavramasındaki yollardan biri olarak kabul edilir.

    Go’nun ilk dikkati çeken özelliklerinden biri, sadece birkaç kurala sahip olmasına karşın sonsuz açılımları doğurmasıdır. Go icat edildiğinden beri her bir hamlesi birbirinin aynı olan tek bir oyunun bile oynanmadığını söyleyen bir deyiş vardır ve bu doğrudur. Tahtada bir sağa ya da bir yukarı oynanan taş bütün oyunun akışını, dengeleri değiştirecektir; hiçbir zorunlu hamle dizisinden sözedilemez, belli yerlere oynanan hamlelere belli yanıtlar verilmesi gelenekleşmişse de, gelenekler zaten bozulmak içindir. Go, bir anlamda, her bir hamlede evrenin ahenkine kusursuz bir uyum içerisinde kalınarak oynanmasını gerektirir; bu da, elbette, bu ahenkle aynı ritmdeki bir ruhsal durumu zorunlu kılar. Go’da (esir düşerek tahtadan kaldırılmış taşlar, ‘iki gözünü yapmış’ gruplar ya da oyun sonu dışında) hiçbir kesin durum yoktur, dengeler her an değişebilir, büyük farkla önde götürülen bir oyun bir anda kaybedilebilir, ‘tamam burası benim’ dediğiniz bir alan bir anda işgal edilebilir, ava giden avlanabilir; bu anlamda, go’da boş bulunmaya, dikkatsizliğe, konsantre yitimine, ‘gerçeği’ gözardı etmeye yer yoktur. Oynadığınız oyun bir camcının üfleyerek oluşturduğu cam nesne gibidir, benliğinize ne denli söz geçirebilir ve nefesinizi ne denli kontrol edebilirseniz, istediğiniz sonuca o denli yaklaşabilirsiniz, nefesinizden ya da elinizden çıkan en ufak hata ise camın şeklini bir anda bozacaktır. Tabii, yapabileceğinizin en iyisini ortaya koyup yenilmek de seçenekler arasındadır, o zaman da daha katedecek yolunuz olduğunu size ne güzel anlattığı için rakibinizin önünde saygıyla eğilmektir elinizden gelen.

    Go’nun bir güzelliği alt seviyedeki oyuncuların üst seviyedeki oyuncularla başabaş maç yapabilmesidir. Üst seviyedeki oyuncunun (aralarındaki fark göz önüne alınarak) alt seviyedeki oyuncuya birkaç taş avans vermesi, başabaş bir oyun oynayabilmelerini sağlar.

    Go bir kurmaca oyunudur. Tahtada oyun bir şekilde gelişir, iki oyuncunun zihnindeyse o oyunun pek çok farklı varyasyonu oynanır. Her hamleden önce oynanabilecek hamleler ve bunlara karşı verilebilecek yanıtlar zihinde evrilir çevrilir, hamlelerden sonra oluşacak şekiller tasarlanmaya çalışılır, ama yaşamda olduğu gibi seçenekler bol fakat tercih tektir. Her yeni hamlede kurgular bozulur ve yeni kurgular oluşturulur. Bu yüzden ‘zihinde canlandırma’ go oynamanın en önemli şartlarından biridir. Burada bir noktanın altını çizmek gerekir; hesaplama, hamle sayma bir yere kadar işe yarar, özellikle oyunun başlangıç safhasında bütün olasılıkları hesaba katmak zaten olanaksız olduğundan, (ustaların dediği gibi) saymaktan ziyade şekillerin güzelliğine-çirkinliğine bakmak daha önemli hale gelebilir. Yani ‘zihinde canlandırma’nın yanısıra ‘güzel şekil bilgisi’ ya da ‘göz eğitimi’ de bir o kadar önemlidir.

    Go bir denge ve sahip olduklarınızı en verimli şekilde kullanma oyunudur. Saldırı ile savunmanın, tahtadaki belli bölgeler ile tahtanın bütününün, hesap-kitap ile sezgilerin dengesidir her an gözetilmesi gereken. İyi bir oyun çıkarmanın şartı aynı anda birkaç bakışa sahip olabilmektir; aynı yere farklı açılardan bakabilmek, yani hem taşlarınızın içinde bulunduğu durumu (tehlikede olup olmadıklarını, ne tür tehditlerle karşılaşabileceklerini, birbirleriyle birleşip nasıl birbirlerine destek olabileceklerini, rakip grupların başlarına nasıl bela olabilecekleri), hem rakip taşların durumunu, hem belli bölgelerde geçen savaşları hem de tahtanın bütünündeki durumu her bir hamlede tartmak gerekir. Ne tek başına savunmanın ne de tek başına saldırının faydası dokunmaz; tek bir hedefe saplanmak diğer hedefleri ıska geçmek anlamına gelir. En güzel hamle herhalde hem savunan hem saldıran, hem tek bir grubu pekiştiren hem de müttefik gruplarla bağ kuran, bu arada da rakip grupları bölen hamledir (ne ideal ama!). Sonuç itibarıyla go bir savaş oyunudur, ele geçirilecek araziler vardır, arazilerin tamamını (dünyayı) ele geçirmek imkansıza yakın bir düştür, bu dünyada olabildiğince yayılmak, orduları dar alanlarda sıkıştırmadan birbirlerini desteklemelerini sağlamak ve aynı anda birkaç ordunun gücünden birden yararlanmak daha çok arazi kapmayı getirecektir. Burada kilit nokta, elinizdeki gücü azami verimlilikte -tek bir amaca değil birkaç amaca yönelik olarak- kullanabilme sanatıdır.

    Tabii, belki de en önemlisi, go bir zerafet oyunudur. Uzakdoğu kültürünün diğer unsurlarında da rastlanabileceği gibi, iyi bir oyuncu oyununa bir sanat eseri, güzel bir yaratı olarak yaklaşır. Kötü bir hamle sadece kaybetmeye yol açacağı için değil, güzelliği, ahenki, yaratıyı, zihinsel akışı, ruhsal dinginliği bozacağı için kötüdür, beyaz bir kağıt üzerindeki siyah leke gibi batar bu hamle çünkü iyi düşünülmemiştir, benlik hırsa, kibire ya da korkaklığa kapılmıştır, olasılıklar silsilesinden oluşan evrene tek bir seçenek dayatılmıştır, ‘gerçek’ten uzaklaşılıp yanılsamalarda kaybolunmuştur.

    Go, aklı başında delilere…

    Hira DOĞRUL / 2002
    GO Oyunu Tarihçesi
    Go bugün dünya üzerinde oynanan en eski oyundur. Çin efsaneleri kökenini kral Yao'ya dayandırmaktadır. Bu efsanelere göre Yao oğluna astronomiyi öğrtemeye çalışmaktadır ancak bir türlü oğlu yıldız sistemlerini anlayamamıştır. Bunun için bir tahta üzerine taşları dizerek açıklamaya çalışır ve go oyunu Çin'de bu şekilde wéiqí ismiyle (okunuşu -> veyçi) doğar. Gonun kökenine ait kesin bulgular ise bundan 2500 yıl öncesine, Çinli kralların birbirleri ile savaştıkları yıla dayanır.

    Han Hanedanlığı zamanında go gözle görülür bir şekilde halk arasında yayılmaya başlamıştı. Ayrıca elit kesim tarafından da kabul gören bir hobiydi. Bu devirde go ile alakalı düşülen ilk kayıt M.S 127 yılını göstermektedir.

    Çin tarihinde ayrı bir öneme sahip olan Tang Hanedanlığı zamanında ise go ilk altın çağını yaşamaktaydı. Bu hanedanlık döneminde go oyunu saraya kadar girmiştir. Bu hanedanlık zamanında Çin kültürü en yüksek seviyeye ulaşmıştı ayrıca gelişmiş bir bürokrasi sistemi de kurulmuştur. Bu bürokratik sistem çok sayıda eğitimli bürokatı içinde barındırıyordu ve bu durum yeni bir elit kesimin doğmasına yol açtı. Bunlar da dönemin diğer elit kesimleri gibi go ile yakından ilgilenmekteydiler. Oyuna olan ilgi ileriki hanedanlıklar zamanında da devam etti. Song kralı Huizong ve Ming başbakanı Zhang Juzheng gonun ateşli tutkunlarıydı. Krallık rejiminin 1911'de yıkılması ile (Çin'in diğer bütün toplumsal değerleri gibi) go oyunu da toplum içindeki önemini kaybetti. Ancak Kültür Devrimi'nden sonra tekrar toplumun gözünde hakkettiği değeri kazanmaya başladı.

    Efsaneye göre Japonya'ya goyu getiren kişi Çin'in başkenti Çang-an'da görev yapmış olan Japon büyükelçisi Kibi no Makibi'dir. 717 ve 735 yılları arasında Çin'de bilim ve sanatla ilgili çalışmalar yürüten Kibi no Makibi ülkesine dönerken yanında bir adet go oyunu da götürmüştür. Sonraları bu oyuna "go" adını verir ve oyun Japonya'da o adla anılmaya başlanır. Kibi no Makibi'nin sayesinde oyun kısa sürede aristokratlar arasında yayılır... Kibi no Makibi'nin goyu Japonlar'a tanıtmasından 100 yıl önce de oyunun adı Japon kayıtlarında zikredilmektedir. Zamanla go Japonlar arasında yayılmaya başlar ve ikinci altın çağına girer. Oyunun bugün uluslarası arenada Çince adıyla değil de Japonca adıyla anılmasının sebebi de bu altın çağa dayanmaktadır.

    17'nci yüzyılın başlarında, Edo Dönemi'nin başlaması ile Japonya'nın siyasi dengesi tamamen değişmiştir. Tokugawa ailesinden gelen yeni şogun, go oyununa o kadar meraklıydı ki; gonun geliştirilmesini ve yayılmasını devlet eliyle desteklemeye başlamıştı. Bununla birlikte kendisinin en iyi go oyuncusunu tespit edebileceği, oshirogo adlı turnuvaların yapılmasını emretti. Bu turnuvayı kazananlar ödül olarak, o zamanlarda go oyunu üzerine akademik eğitim vermek üzere inşa edilen dört büyük go hanedanı için burslar elde ediyorlardı. Bu okulların adları şöyledir: Honinbo Hanedanı, Inoue Hanedanı, Yasui Hanedanı ve Hayashi Hanedanı.

    Bu dört hanedan arasındaki büyüt rekabet go oyuncularının seviyesinin yükselmesine sebep oldu. O zamanki go oyuncularının seviyesine bugüne kadar kimse ulaşamamıştır. Ayrıca bu zaman diliminde dövüş sporlarından esinlenilerek rütbe sistemi de geliştirilmiştir. Edo Dönemi'nin en iyi go oyuncusu kendi adıyla anılan açılışı bulan Shusaku Kuwahara'dır. 33 yaşında koleradan ölünceye kadar 19 kez ardı ardına oshirogo şampiyonluğunu kazanan Shusaku'nun bulduğu Shusaku açılışı, 20. yüzyıl'ın ortalarına kadar yaygın olarak kullanılmıştır.

    Tokugawa Şogunluğu'nun yıkılmasından sonra yönetimin go okullarına verdiği destek de son bulmuştur. Bugün Japonya'da, dönemin en güçlü oyuncularını yetiştiren Honinbo Hanedanı onuruna Honinbo Turnuvası düzenlenmektedir.

    Go çeşitli sebepler yüzünden uzunca bir süre sadece erkeklerin oynadığı bir oyun olmuştur. Turnuvaların kadınlara açılması ve kadın oyuncuların arasından gittikçe daha güçlü oyuncular (özellikle Rui Naiwei) çıkması, kadın go oyuncularının da erkek rakipleri kadar yetenekli olduğunu ispatlamaktadır.

    Son 20 yılda Çin ve Kore'nin go oyununda yaptığı büyük atılımlar, Japonya'nın uluslararası turnuvalardaki hegemonyasını kaybetmesine yol açmıştır.
    Go board.jpg

    Go, Avrupa'da ve Kuzey Amerika'da 100 yıldır tanınmasına rağmen hâlâ çoğunlukla Asyalılar'ın oynadığı bir oyun olmayı sürdürmektedir. Dünya çapında büyük çoğunluğu Uzak Doğu'da olmak üzere 100 milyondan fazla go oyuncusu olduğu tahmin edilmektedir. Japonya'da 10 milyona yakın go oyuncusu olduğu tahmin edilmektedir. Go oyuncularını konu alan ve http://santoryufansub.wordpress.com/ sitesinden Türkçe altyazı çevirisi yapılan Japon anime ve manga serisi "Hikaru no Go", gonun çocuklar ve gençler arasındaki popüleritesini büyük şekilde artırmıştır. Bugün dünya üzerindeki go klüplerinin, go şirketlerinin, genç go oyuncularının sayısı hızla yükselmektedir.
    « Tarihin derinliklerinden bugüne dek, yeryüzünde iki aynı Go oyunu oynanmamıştır. »

    (Anonim) (tarihçe:wiki)

    Go ve Felsefe
    Gonun felsefi yönünü ve kültürel değerini açıklayan çeşitli efsaneler vardır. Bu efsanelerden birine göre eski zamanlarda yaşamış bir Çin kralı oğluna disiplini, konsantrasyonu ve ruhsal dengeyi öğretmek için bu oyunu icat etmiştir. Kralın oğlu büyüyünce büyük bir go oyuncusu olmakla kalmayıp aynı zamanda dengeli bir kişiliğe sahip bir kral olmuştur. Diğer bir efsaneye göre eski Çin generalleri savaş alanını zihinlerinde daha iyi canlandırabilmek için yanlarında bir adet tahta ve çok sayıda taş götürüyorlardı ve oyunun kökeni de bu yönteme dayanıyordu. Bu efsanelerde gonun iki temel özelliğine vurgu yapılmaktadır; kendini, kişiliğini geliştirmek ve iki olgunun çarpışmasını resmetmek... Go hakkındaki efsaneler çoğu kez, Taoizm'den kaynaklanan ve go oyununun da temel güçleri olan Yin ve Yang'a da değinirler.

    Go sadece mantıkla kavranabilecek bir oyun değildir. Onun karmaşık ve derin yapısını anlamak için kuvvetli iç güdüler ve çok fazla tecrübe gereklidir. Bu noktada go Budizm'in "mantığa dayanan bir aydınlanma sadece aldatıcı bir aydınlanmadır" felsefesiyle de uyuşmaktadır.

    Go oyununda aşırı cesaret ile korkaklık, güvenlik ile risk, saldırı ile savunma arasında (aslında temeli Uzak Doğu dinlerine dayanan) mükemmel bir denge vardır. Go ile diğer batılı oyunlar arasındaki en belirgin fark (satrançdaki mat olgusu gibi) tamamen kazanma veya rakibi tamamen yok etme diye bir durumun olmamasıdır. Kazanan oyuncunun diğer oyuncudan farkı, tahta üzerindeki alanların büyük miktarına egemen olmasıdır. Kaybeden oyuncu tamamen yok olmuş değildir, sadece diğer oyuncudan daha az alan kontrol etmektedir.
    « Savaşmak, go oyununda anahtar olarak değil, sadece en son çare olarak kullanılır. »

    (Zhong-Pu Liu, 1078 yılı, Song Dönemi) (go ve felsefe:wiki)


    Türkiye'deki GO Oyuncuları/Mekanları

    Türkiye Go Oyuncuları Derneği
    Dernek Genel Merkezi, Türk-Japon Vakfı, Oran, Ankara

    Ankara Go Oyuncuları
    Orta Dünya Kafe, Kızılay

    Bilkent Go Kulübü
    Bilkent Üniversitesi Öğrenci Konseyi Binası Z01 no’lu oda
    http://www.ug.bcc.bilkent.edu.tr/~go

    Hacettepe Üniversitesi Go Topluluğu

    www.gokulubu.hacettepe.edu.tr

    ODTÜ Alpar Kılınç Go Topluluğu
    ODTÜ Kampüsü, 9. Yurt, Bodrum kat
    http://www.metu.edu.tr/home/wwwgo

    İstanbul Go Oyuncuları

    http://www.istanbulgo.org
    60 m2 cafe ; İstiklal Caddesi Mis Sokak Tan Apartmanı Kat:1 Taksim / Beyoğlu
    Perşembe günü saat 16.00 itibariyle.
    Pazar günü saat 13.00 itibariyle.
    Coffee O’Clock: Anadolu yakasında buluşma mekanımız , Caferağa Mahallesi Kadife Sokak 30 Kadıköy
    Çarşamba günü saat 16.00 itibariyle.
    Cumartesi günü saat 13.00 itibariyle.
    Kuka Kafe: Beşiktaş Kültür Merkezi pasajının karşı sokağında 30 metre ileride sağda. 0212 2580888 Beşiktaş – İstanbul (Düzenli buluşma günü: Perşembe 17:00- 22:00)

    İstanbul Teknik Üniversitesi Go Kulübü
    İTÜ Maslak yerleşkesi Yeni Kültür Sanat Birliği Binası 303 nolu oda
    http://www.igoku.itu.edu.tr/

    İzmir Go Oyuncuları(GOİZM): http://www.goizm.org/

    Yer: Arma Kültür Sanat
    Adres: Atatürk cad. No: 312/A Alsancak/İZMİR Tel: 465 07 71
    (Birinci Kordon’da Alsancak iskelesinin karşısında)
    Zaman: Perşembe günü, saat 18:00
    Bilgi için: turkerozsekerli@ gmail.com
    İYTE Go oyuncuları ve Türk Japon Kültür Topluluğu

    http://iytego.wordpress.com/

    Yaşar Üniversitesi Go Topluluğu (YÜGO)

    Yer: Selçuk Kampüsü
    Adres: Bornova-Izmir
    Url: http://www.yasar.edu.tr/
    Bilgi için : turkerozsekerli@gmail.com

    Eskişehir Go Oyuncuları (http://www.eskisehirgo.com/)

    Varuna Gezgin cafe, Cumhuriyet Mah. Tersel Sok. Numara 20
    bilgi için : Murat Yurdakul muyurdakul@anadolu.edu.tr 0-222-2338501

    Adımlar Kitapevi, Doktorlar Caddesi. Akbank aralığı
    bilgi için: okitayu@gmail.com

    eardenis @ gmail.com

    Antakya Go Oyuncuları

    Kemancı Kültür Kafe, Kışlasaray cad. Namık Kemal sk. 8/B

    bilgi için: Turgay ÖZGÜN (nostrum20@yahoo. com)

    Çanakkale Go Grubu

    Kahve Bahane, 18 Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi karşısı, halı sahanın karşısı. Her Cumartesi Saat:14:00

    http://topluluk.comu.edu.tr/go/

    Galatasaray Üniversitesi Go Topluluğu
    Beşiktaş-Ortaköy arası, Galatasaray Üniversitesi Kampüsü, Yiğit Okur Binası, P16 no’lu sınıf
    bilgi için : mehmeteminbarsbey@yahoo.com

    Bursa Go Oyuncuları
    Capella Kafe, Altıparmak, Kaymakamlık arkası, burç pasajı yanı


    GO Nasıl Oynanır?

    Detaylı bilgi için BU LİNKteki videoları inceleyebilirsiniz.

    GO Oyunu Kuralları
    Detaylı bilgi için BU SAYFAyı ziyaret ediniz.
    PDF bakmak için tıklayınız.

  2. #2
    Go çok basit görünen ancak o basitlikte insan beynini tam kapasite mücadele ettiren, özünde çok derin bir oyundur. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki go'daki ihtimaller satrançtan binlerce kat fazladır. Satrançta açılış kitapları vardır. Mesela e4, Ng1 c5 ile Sicilya defansı, e4, Nf6 ile başlayan bir Alekhine defansı vardır ve iyi bir satranç oyuncusu veya bir bilgisayar programı bütün bir oyunu bile kitaptan oynayabilir. Go'da ihtimaller neredeyse sınırsızdır. Orta seviye bir go oyuncusunu yenebilecek bir bilgisayar programı yoktur.

    Yazı çok güzeldi, paylaştığınız için teşekkürler. Go oynamak isteyenler için zamanında bulmak için epey zaman harcadığım bilgisayar için yazılmış bir go oyununu gönderebilirim. Ama karşılıklı oynamak çok daha zevklidir. Çünkü o tahtada bir dünya var ve siz o dünyada rakibinize karşı zihniniz ne kadar derine inebiliyorsa o derinlikte mücadele ediyorsunuz.
    Konu Gölge Cümleleri tarafından (02-01-2011 Saat 14:38 ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    Üyelik T.
    08-2006
    Mesaj
    1.773
    Blog Yazıları
    40
    hakkaten çok derin bir oyun, aynı zamanda çokta zevkli...
    gölge cümleleri bilgisayar formatını da paylaşırsan yeni başlayan arkadaşlar için yararlı olur.

  4. #4
    Benim bilgisayarımdaki GlGo isimli oyun bozulmuş. Şimdi sitesinden yenisini indiriyorum. Deneyip çalıştığından emin olduktan sonra indirme adresini buradan paylaşacağım.

    Güncelleme ---------- Üstteki mesaj - 15:30 ---------- Alttaki mesaj - 15:49 ---------- flood mesaj koruması

    Öncelikle oyunu bilgisayardan oynamanın gerçek bir rakibe karşı oynamak kadar keyifli olmadığını söylemek istiyorum. Ayrıca oyunun kurallarını öğrenmeden bilgisayara karşı oynamak pek doğru olmayacaktır. Öncelikle Sayın dr.hannibal'ın verdiği linklerden oyunun kurallarına şöyle bir göz atmanızı tavsiye ederim.


    http://www.pandanet.co.jp/English/glgo/download.html

    Bu linkten öncelikle glGo-1.4.exe'ye tıklayarak indiriyoruz. Bu dosya indikten sonra kurarsanız internet üzerinden dünyadaki diğer go oyuncularına karşı oynayabilirsiniz. Ancak oyunu öğrenme aşamasında olduğumuz için bunu es geçiyoruz.
    Programı bilgisayarımıza kurduktan sonra linkte glGo-1.4.exe'nin hemen altında yer alan gnugo-3.6-win.zip'i indiriyoruz. Bu, önceden indirdiğimiz programın size karşı go oynayabilmesi için bir program.

    1. Zip dosyasını glGO'yu kurduğunuz yere çıkartın.
    2. Masaüstündeki kısayoluna tıklayarak glGO'yu açın.
    3. 'Play GNU Go' seçeneğine tıklayın. Bu noktada size GNU Go'nun nerede olduğunu soracak. 'Find GNU Go' seçeneğini tıklayın ve gnugo-3.6-win.zip'i açtığınız hedefte bulup tıklayın. Böylece bilgisayara karşı oynayabileceksiniz.


    Ancak şunu tekrar belirtmek zorundayım ki go karşılıklı oynandığı zaman müthiş keyifli bir oyun halini alıyor. Eğer forumda ilgi olursa kendi aramızda küçük bir Go kulübü kurabiliriz. Böylelikle ben de oynayarak oyunu hatırlama ve kendimi geliştirme şansı yakalamış olurum.

    Go tahtası ve taşları bende mevcut...
    Konu Gölge Cümleleri tarafından (02-01-2011 Saat 15:52 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    unforgiven' Avatarı
    unforgiven !!Üyeliği Silindi!!
    Keşke öğretebilecek birini bulsam..